| Rendan
| | Kayıt: 25 Mar 2006 | | Mesajlar: 128 | |
|
Tarih: 25.03.2006, 18:21 Mesaj konusu: Gundam Universe |
|
|
| Akuma_Blade demiş ki: |
Mecha denildiğinde eski dönem izleyicinin Voltron ve RoboTech , son birkaç yıl içinde ülkemizde oluşan Anime'sever kitle genelinde de sadece Evangelion isminin bilindiği gibi acı bir gerçekle karşı karşıyayız.Buna karşın Japonya ve diğer birçok ülke için 1996'ya dek en çok bilinen Mecha serileri herhalde Macross ve Gundam serileridir.Macross belli başına bir efsane , o yüzden girsek bile kolay kolay çıkamayız.Bu nedenle ülkemizde pek bilinmeyen , fakat dünyada hatırı sayılır bir efsane durumundaki Gundam konsepti hakkında bir iki naçiz görüş vermeyi borç biliyorum
Kişisel olarak bakmak gerekirse Gundam ismini ilk duyuşum 1998'e dayanıyor , o tarihlerde fan sitelerinde adına az çok rastladığım Mecha evreni Gundam hakkında içimde ilk merak kırıntıları uyanmış ve ilk olarak Wing sezonu hakkında doğru yanlış birkaç şey öğrenebilmiştim.Daha sonra 2001 başlarında "Gundam Battle Assault" adlı PSX oyununu -rastlantı eseri de olsa- edinebilmem bu merakımı daha da arttırmıştı.Sonrası ise üst üste geldi zaten...
Gundam konusunda izleyicilerin (yada serinin sempatizanlarının) düştüğü en büyük yanılgı , sanırım Gundam'ın tek bir seri , tek bir konsept olduğu yönündeyse de bu doğru değildir : İlk seri olan 1979'daki "MobileSuit Gundam" 'den 2005'in Gundam SEED Destiny'sine değin sayısız Gundam serisi yapıldıysa da bunların tamamının aynı evrende geçtiğini söylemek yanılgı olur.Bu kadar geniş sayıda seriye sahip Gundam yapımlarının doğru algılanması için çorbada bizim de tuzumuz bulunsun gibisinden Gundam serileri ve konseptleri konusunda kısaca bir yazı yazalım dedim.Gundam serilerinin sayısı ne olursa olsun kendi içinde çeşitli evrenlere ayrılıyorlar.Her evrenin zaman dilimi birbirinden farklı , ve haliyle birinde yaşayan bir karakter bir diğer evrende hiç yaşamamış -ve yaşamayacak- demektedir.Ama yine de bu bazı temaların ortak olduğu gerçeğini değiştirmiyor.
Kısaca Gundam evrenlerini inceleyecek olursak :
1- UNIVERSAL CENTURY
Anime edilmiş öyküler bakımından bu evren kronolojik olarak 1979'daki MobileSuit Gundam (a.k.a. "First Gundam") ile başlar , 1994'deki Victory Gundam (a.k.a. "V Gundam") serisi ile biter.Ama 1994'den sonra bile Universal Century'de olan olayları işleyen seriler , yan öyküler , oyun serileri , live action filmler vs... yapılmıştır.Haliyle Universal Century'ye Gundam'ın yan öykü açısından en zengin alanı da denilebilir.
Olaylar , ilk resmi uzay çalışmalarıyla (Sputnik I) başlatılan UC takvimi ile start alıyor.Uzayda kolonizasyon çalışmaları yapay koloniler üzerinden sürerken , bir süre sonra Zeon Duk Deikun denilen bir adam ortaya çıkıyor ve kolonilerin bağımsızlığını savunmaya çalışan görüşler öne sürüyor.Çok geçmeden Zeon Duk Deikun karanlık güçlerce öldürülüyor , fakat yaktığı bağımsızlık ateşi sönmüyor tabii... "Zeon" adı altında birleşen koloni güçleri bağımsızlıklarını ilan edip hızlı bir silahlanma hareketine giriştikten sonra dünyaya savaş açıyorlar (Buraya çok değinmeyeceğiz çünkü internetteki çeşitli forum grupları federasyon-Zeon haklılığı davalarının hiç bitmediği kısır tartışmalarla dolu ve kim haklı diye hiç sormamak çok daha iyi) UC 0079 yılına gelindiğinde dünya merkezli Federation iyice gerilemiş , dünyanın yaklaşık yarısına yakını Zeon eline geçmiştir.Zafer hırsına kapılan Zeon yöneticileri kontrollerindeki gücü cumhuriyetten totaliter bir dükalığa çevirirler ve dünyaya karşı nükleer - biyolojik - kimyasal silahlar kullanmaktan geri kalmazlar hatta Zeon tarafında yeralmayayı reddeden çeşitli kolonileri itici motorlar ekleyerek içinde yaşayan tüm masum halkla beraber dünyaya düşürmeye başlarlar. (Orta büyüklükte bir kolonide 10 milyon insanın yaşayabildiğini düşünürseniz koloni düşürme operasyonları sonucunda oluşan kıyımın boyutları daha iyi anlaşılabilir) Dünyanın iklimi bile bu savaşlardan sonra kısmen değişmeye başlamış , koloni düşürme operasyonları kimi yerleri haritadan silmiş , sonuç olarak savaş milyonlarca kişinin ölümüne yol açmıştır.Hal böyle olunca Zeon istilasına karşı tüm dünyanın birleşmesi uzun sürmez fakat Zeon'un elinde MobileSuit denen yeni nesil savaş makineleri vardır ve "Newtype" denen uzayda doğup büyümüş , haliyle normal insanlardan çok daha yüksek refleks ve koordinasyon yeteneğine sahip insanların kullandığı bu makineleri durdurmak , elinde sadece savaş uçağı , tank , füze türü silahlar olan federasyon için pek de kolay görülmemektedir : Daha sonradan "One Year War" ("1 Yıl Savaşları") denen , zorlu savaş başlamıştır ve iki taraftan biri ortadan kalkmadan da biteceğe benzememektedir.
Bu nedenle federasyon tarafından "Gundam" denen , dıştan MobileSuit'lere benzeyen fakat iyi bir pilot kontrolünde onlardan çok daha ölümcül olabilecek yeni nesil bipedal silah sistemleri üretilir ve prototipler federasyonun tutunabildiği son yerlere gönderilir.Prototiplerden birisinin tutulduğu Side 2 kolonisindeki bir üste , askeri bir mühendisin oğlu Amuro Ray adlı bir genç panikleyerek hiçbir savaş tecrübesi olmadığı halde (üstelik sadece kullanım kılavuzunu okuduğu halde) prototip RX 78 Gundam'a atlar ve şansının -biraz da yeteneğinin- eseri olarak sadece omuz topu (Vulcan) ve ışın kılıcı (Beam Saber) dışında hiçbir silahı olmayan bu Gundam'la üsse saldıran birkaç MS'yi şaşırtıcı şekilde etkisiz hale getirmeyi başarır.Bu beklenmedik başarıdan ve ister istemez katılmak zorunda kaldığı White Base'yi defalarca düşman saldırılarından giderek uzmanlaşarak korumasından sonra kendisinin de bir Newtype olduğunu öğrenilmesinden bir süre sonra istemeden de olsa federasyonun en elit pilotu (ve bir süre sonra Zeon'a karşı federasyonun en büyük umudu) haline gelir ve de bir süre sonra kendisi gibi olağandışı yeteneklere sahip efsanevi bir Newtype pilotu olan Char Aznable'yle karşı karşıya gelir.Char , Zeon savaş akademisinin en yüksek notla mezun olan pilotudur ve savaşın ilk günlerinde tek başına düzinelerce MS ve yarım düzine savaş gemisi indirmesine dek varan tekniğini iyice geliştirmiştir.Fakat ne Amuro ne de Char serinin sonlarına dek birbirlerine asla kesin bir üstünlük sağlayamaz ve bu karşılaşmalar birçok kez daha tekrarlanır.Savaşın sonlarına doğru gelindiğinde ise bu savaşın ikisinden biri ortadan kalkana kadar bir şekilde süreceği gerçeği ile yüz yüze gelirler.Olaylar Federasyon'un Orta Avrupa , Güney Asya , Kuzey Afrika ve Kuzey Amerika'da yoğunlaşan Zeon birliklerine karşı düzenlediği bir dizi operasyon ve arka plandaki Amuro - Char rekabeti ile devam eder ; nihayet Zeon'un son kalelerinden uzaydaki asteroid bir kolonisi , A Bao Qu üssüne yapılan son saldırı ile sona yaklaşır.Char , "One Year War" sırasında üretilmiş en gelişmiş Zeon MS'i olan prototip ünite Zeong'a (ki bu sırada Zeong'un yarısı ancak tamamlanmıştı ve o sırada bacakları bile bulunmuyordu) atlar ve Amuro ile "One Year War" savaşının son dövüşüne geçer : Char'ın Zeong'u Amuro'nun RX-78'i birlikte yokolur , Amuro destek ekibi tarafından kurtarılmış Char patlayan koloninin içinde kalmış , kayıplara MIA (Missing in Action) olarak geçirilmiştir.Uzay donanmalarının tamamına yakınını ve neredeyse tüm yönetici kadrosunu kaybeden Zeon birlikleri ateşkes görüşmelerini kabul etmek zorunda kalırlar ve böylece "One Year War" biter.
1979'un MobileSuit Gundam'ının konusu kısaca böyle... Fakat MS Gundam'ı (diğer adıyla "First Gundam") diğer Gundam'lardan üstün tutan neden konsept yaratıcısı Yoshiyuki Tomino'nun bariz şekilde dünyanın yakın tarihine gönderme yapan hikaye yapısı oluşturması , Star Wars'dan sonra belki de en derin alternatif bilimkurgu evreni olması ve Universal Century'nin neredeyse her serisinde bir şekilde "SAVAŞ KÖTÜDÜR!" mesajını vermesidir.Yapıldığı zaman gereği olarak çizimlerin her ne kadar diğer bildik Mecha türevlerinden daha ileri olmamasına karşın MS Gundam'da yeralan dramatik -ve hatta trajik denilebilecek- öğeler MS Gundam'ı yapıldığı dönem (1979) itibariyle "Macross" (1982) ve "Battle Cruiser Yamato" (1977-1983) dışında hiçbir Anime serisinin ulaşamayacağı bir dramatik anlatı noktasına yaklaştırmıştır.Sonrasında gelen birçok seri de MS Gundam'dan dersler alarak tüm Mecha tasarımlarını ve silah donanımlarını en ufak teknik detayına dek vararak tasarlamaya ve her biri ayrı ayrı analiz gerektirecek derin karakterler yerleştirerek işlemeye başladılar.
Belki çok kişi tarafından kavranamasa da MS Gundam aslında yapımcıları için ciddi anlamda tehlike oluşturmasa da yine de yüksek derecede politik ve siyasi göndermeler barındırıyordu.Bu nedenle olsa gerek tıpkı SquareSoft'dakilerin Front Mission oyun serilerinde yaptıkları gibi bazı tarihi olaylar , coğrafi yerler ve bazı isimler değiştirilmiş (Gundam SEED Destiny'de İstanbul'un "Diocvia" , Çanakkale Boğazı'nın da "Dardanelle" olarak geçmesi gibi) Benzer şekilde Gundam SEED Destiny'deki Earth Alliance içindeki kıtalararası operasyonlar yapan gürev gücü olan Blue Cosmos ve OMNI gruplarının izleyiciye aktarılması ile Gundam serilerinin arka planda 11 Eylül sonrası Amerikan politikalarının sonuçlarını öngörme tartışmaları yeniden alevlendi. (Örneğin Zeta Gundam 1985 yapımı olduğu halde halen bu sebeple Amerika'da gösterime sokturulmuyor hakeza serinin yapımcılarından Seiji Takada Gundam SEED Destiny'i eski UC öykülerindeki temalara ek olarak savaşın anlamsızlığı , iyi ile kötü arasındaki mesafenin belirsizliği ve 11 Eylül Saldırısı , Irak İşgali , Filistin sorunu gibi global sonuçlar doğuran olgulardan hareketle sosyal-kültürel çatışmaların insanlığı nasıl bir noktaya götürdüğü hakkında yeni nesillere fikir verebilmek için yaptığını söylüyor) Bu forum sayfası serinin bu yönünü merak edenler için önemli yer taşıyacaktır.
http://forums.animesuki.com/archive/index.php/t-23578.html
Bu arada ANN'deki Zeta Gundam trivia kısmında şöyle yazmakta :
"When Z Gundam first aired on TV, it had horrible ratings because the theme was too dark for the people at that time.Only after many years after its airing did people start understanding and appreciating it"
Gundam'ların yakın tarihle bağlantılarını şimdilik bir yana bırakıp Gundam için yapılan devam serilerine göz atalım.MS Gundam'ın başarısı üzerine serideki olayları kısaca anlatan ve 1981'den 1983'e kadar yapılan 3 özet OAV'dan ve "Heavy Metal L Gaim" adlı farklı bir Mecha evreninden sonra Yoshiyuki Tomino , 1985'de MS Gundam sonrasında ileriye dönük ilk yeni seri olan Z Gundam'la geri döner.Z Gundam kuşkusuz Gundam serisinde dönüm noktalardan birisidir , çünkü bu seride MS Gundam'da anlatılan OYW'den ve ondan 3 sene sonra (UC 0083'de) son düzenli Zeon birliklerinin gerçekleştirdiği bir tür kitle imha saldırısı olan "Operation Stardust" 'dan (MS Gundam 0083 : Stardust Memories , 1991 - 13 bölüm) sonra federasyon içinde yeralan radikal bir grubun adeta terörize hale gelip uzayda yaşayan masum insanlara kitle imha silahları kullanması , federasyon içindeki küçük bir grubun TITANS denilen bu organizasyonun hedefine girmeyi göze alıp uzaydaki son özgür eski Zeon askerleri ile işbirliği yapması ve AEUG denilen bu ittifakın TITANS ile umutsuz bir savaşa girmesi dramatik bir dille anlatılmaktadır.Zeta Gundam bugün bile V Gundam'dan sonraki en trajik Gundam olarak anılmasına yol açacak denli çok ölüm teması içermektedir.Öte yandan Zeta Gundam'ın en büyük süprizi öldüğü sanılan efsane bir Zeon pilotunun alternatif bir kimlik altında AEUG'a girmesi ve ortak düşmana karşı verilen savaşa katılmasıdır.Bu şüphesiz ki , Gundam evrenindeki en büyük Twist & Turn'leri barındıran çok büyük bir süprizdir.Senaryoda yeralan buna benzer birçok ani değişim ve Quattro Bagina , Four Murasame gibi unutulmaz birçok karakterin ustaca yansıtılmasında ekibin gösterdiği çabanın büyüklüğü takdire şayandır.
"Z Gundam'ı ilk yaptığımda amacım ilk hikayeye göre daha kasvetli ve karanlık bir hikaye oluşturmak , savaşta hiçbir insanın ölümsüz oladığını göstermek , savaşın anlamsızlığı yönünde görüşlerimi dile getirebilmekti.Ama ortaya çıkan sonuç gerçekten de bizim bile istediğimizden daha kasvetli ve karanlık bir hikaye olmuştu.Bu nedenle "Gundam Double Zeta" 'yı yaptık.Artık Gundam izlerken üzülmeyin ve eğlenin!" diyordu Tomino... Gerçekten de Z Gundam'ın aşırı karamsar yapısı seriyi izleyen çoğu insanın popüler beklentilerine yansımıyordu.Bu nedenle serinin yaratıcıları Z Gundam'dan bir yıl sonrasında bu kez farklı bir düşmana (Hamaan Khan'ın Zeon birliklerini , seri üretime geçirilmiş geliştirilmiş MS teknolojileri ve yeni nesil Newtype pilotlarıyla bir araya getirerek oluşturduğu Axis gücüne ("Neo Zeon") karşı verilen savaşı anlatan ZZ Gundam'ı (diğer adıyla "Gundam Double Zeta") 'yı tasarladılar.Gerçekten de bu seri önceki ile kıyaslandığında düşük yaşlara hitap etmesi ve bolca komedi/parodi öğesi barındırması ile çok farklı kalmaktaydı , bir diğer ilginç yönüyse UC evreninde geçtiği halde Char'ın yeralmadığı birkaç seriden biri oluşuydu.ZZ Gundam bugün belki en iyi Gundam serisi olarak bilinmiyor olabilir , ama en komik ve popüler Gundam serilerinden olduğu ve bana göre bugün bile izlenebilecek kadar kaliteli bir seri olduğu kesin.
1990'ların başlarına geldiğimizde serinin ünü Japonya sınırlarını yavaş yavaş aşmaya başlamış , Amerika ve Avrupa'ya dayanmıştı.Nitekim Tomino , hikayenin son perdesini yapmaya kararlı olduğundan yaklaşık 2 saatlik bir film olan "MS Gundam : Motion Picture - Char's Counter Attack" ile Amuro ve Char'ın kan davasına son noktayı koydu.Amuro ile düşman saflarda 0079'da onlarca kez karşılaşan Char , 0090'da geçmişin gölgeleri arasından bir hayalet gibi çıkıp gelmiş ve Zeon'u yeniden kurarak federasyona karşı kişisel savaşını başlatmıştır : Amacı savaş sonrasında silahsızlandırılan Fifth Luna ve Axis gibi Astreoid kolonilerini dünyaya düşürmek ve Zeon'u dünyaya karşı nihai zafere ulaştırmaktır ; bu amaç uğruna Zeon için üretilmiş gelmiş geçmiş en mükemmel MS olan Sazabi ve Alpha Aziel'i ürettirir ve federasyona karşı son saldırıyı başlatır.Öte yandan Char nedense Sazabi ve Alpha Aziel'in Psycho Frame teknolojini , üretici Anaheim firmasının federasyona vermesine en engel olmaya çalışmaz.Fifth Luna kolonisinin Himalaya dağları civarındaki bir federasyon üssüne düşürülmesi üzerine karşı saldırıya geçmeye hazırlanan Federasyon Amuro'yu o zamana kadar en gelişmiş özelliklere sahip olan Nu Gundam'ı verir ve Axis dünyaya hızla yaklaşırken Char ile son dövüş başlar.Amuro ile Char , yaptıkları son düello ile birlikte Gundam sahnesinden çekilirlerken arkalarında Tomino'nun kişisel özverisi ile doğmuş , dramatik olduğu kadar akılda kalıcı bir finale sahip , sonuç olarak gerçek bir efsane olan bir yapım bırakmışlardı.
1990'un başları Universal Century evreninin MS Gundam'ın Cartoon Channel gibi birkaç uluslararası kanalda yayınlanmasıyla birlikte popüleritesinin hızla yükseldiği yıllar oldu.Arkasından gelen birkaç yılsa adeta Universal Century için yapılan yan öykülerin altın yılı oldu : 1991'de Anavel Gato'nun son özgür Zeon ordusu olan Delaz donanmasını , federasyonun uzaydaki en büyük üslerinden olan Solomon üssüne nükleer başlıkla donatılmış prototip bir Gundam'la saldırısını konu alan "Gundam 0083 : Stardust Memory" , 1994'de Amuro ve Char'ın ölümü ile Zeon imparatorluğunun dağılmasından yıllar sonrasını konu alan "V Gundam" , 1996'da One Year War sırasında Madagaskar'da federasyona bağlı çalışan bir müfrezenin verdiği savaşın anlatıldığı "08'th MS Team" ve 1998'de One Year War'ı bitiren ateşkesten 1 yıl sonra hala savaşa devam eden Zeon birliklerinin bazılarının Newtype'lere özel yeni nesil bir Gundam ürettiklerini öğrenip onu yoketmek için bir tim yollamalarını , bu timden bir Zeon pilotunun da düşman hattının gerisine düşüp yanlışlıkla yoketmekle görevlendirildiği Gundam'ın pilotuyla tanışmasıyla gelişen olayları anlatan "Gundam 0080 : War in the Pocket" serileri ile Char's Counter Attack sonrası ilk dönem öyküsü olan "Gundam F91" adlı uzun metrajlı film , 2001 tarihli 23 dakikalık CGI destekli bir UC 0087 side story'si olan "Gundam Neo Experiance : Green Divers" ve 2000 tarihli "G-Savior" gibi birkaç Real Action öykü derken Universal Century evreni Japonya sınırlarını aşan bir efsane halini aldı.Bu ek seriler arasında en çok özgün yapıya sahip olanı kuşkusuz 1994'de ilk seriden yaklaşık 50 yıl sonrasının 3. jenerasyon kuşak karakterler yoluyla anlatıldığı V Gundam oldu.V Gundam zaten Z Gundam düzeyinde (hatta ondan da ileride) dramatik öğeleri ile Tomino'nun hikayeye gerçek anlamda son verdiği nokta sayılabilir.
'98 ve sonrasıysa Gundam'ın iyice 3D oyun dünyasına geçiş noktası sayılabilir.Gerek "Super Robot Wars Alpha" , "SD Gundam G Generation" , "Char's CounterAttack" , "Gundam Side Story : Blue Destiny" , "Gundam Battle Assault" gibi CD tabanlı oyun serileri ile , gerekse WonderSwan'dan PlayStation 2'ye , SNES'den GameBoy Advance'ye dek uzanan birçok platformda çıkan çeşitli temalardaki yüzlerce Gundam oyunu Anime'severler kadar oyunseverleri de kendi dünyasına çekmekte gecikmedi , özellikle "Char's Counter Attack" ve "Blood of Zeon : Gihren's Greed" gibi oyunlarda yer alan eski Gundam serilerinden alınmış sahnelerin Studio 4'C ("Spriggan" , "Stink Bomb" , "Second Renaissance"...etc) ve JC Staff ("Gunparade March") gibi teknik konularda tek kelimeyle uzman stüdyolar tarafından CGI destekli olarak restore edilmiş yeni halleri Gundam ismine en duyarsız isimleri bile bu konsepte hayran bıraktıracak kadar iyiydi.. Ama herşeye rağmen Universal Century hikayeleri şu an için bitmiş gibi gözüküyor.Zira en son 2004 başlarında çıkan "Gundam Evolved" adlı 5 bölümlük özel mini CGI videosunu , 2004 yazında çıkan "Gundam MS IGLOO" adlı CGI side story'i ve 2004'den başlayarak her yıl bir filmi yayınlanacak olan Z Gundam Movie Trilogy'i saymazsak son birkaç yıl içinde Universal Century'de geçen yeni bir Gundam denemesi yapılmış değil... Ama bu UC öykülerininin artık birbirini tekrarladığı şeklinde değil de alternatif Gundam serilerinin daha çok getiri getirmesiyle açıklanmalı kanımca.
2- ALTERNATİF EVRENLER :
Universal Century'ye alternatif olabilecek farklı evrenlerde öyküler yaratma çabaları 90'ların 2. yarısında doruk noktaya ulaştı.G-Gundam , Gundam Wing , Gundam X , Turn A Gundam ve Gundam SEED bunlar arasında sayılabilir. (Amerika açısından bakarsak oradakiler Gundam denildiğinde zaten G-Gundam ve Gundam Wing'den ötesini görmüyorlar pek)
G GUNDAM (1994)
Bu alternatif Gundam serilerinin ilki kuşkusuz MobileFighter G Gundam... Dramatik -ve hatta trajik- öğelerle dolu UC serisi Gundam'ların yaratıcısı olan Yoshiyuki Tomino şaşırtıcı şekilde bu serinin de tasarımcılarından biridir.Öyle diyorum çünkü taşıdıkları senaryolara bakılırsa G-Gundam , UC serisi Gundam'larla konsept olarak en alakasız serilerden sayılabilir.Uzun süren savaşlar uzayı yerlebir etmiş , insanların uzayı paylaşma mücadelesi sonuçlanamamıştır.Bu nedenle bir üst konsey uzayda yaşama geçebilmiş her milletin Gundam'lar üretmesini ve bu Gundam dövüşleri sonucunda galibin belirlenmesi fikrini ortaya atar ve her millet "MobileFighter" denilen Gundam'lar üretir.Öte yandan 13. MobileFighter turnuvası sırasında "Neo Japan" bilimadamları MF pilotlarının senkronizayon düzeyini arttıracak bir gen üzerinde çalışırken laboratuvar mensuplarından Kouji Kasshu kaza / tesadüf karışımı bir olay sonucu bu virüse maruz kalır ve insanlıktan çıkarak bio-mekanik bir test tipi Gundam olan Devil Gundam'la bütünleşir.Devil Gundam'ın normal yollarla durdurulamayacağını öğrenen koloni yöneticileri son turnuvanın şampiyonu , en yetenekli MF ustası "Master Asia" Tou Fuhai tarafından eğitilmiş - ve aynı zamanda Kouji'nin de kardeşi olan - Domon Kasshu'ya Devil Gundam'ı durdurma görevini verirler ve görevi başarana dek babasını karbon soğutucuda rehin tutarlar ( Empire Strikes Back'de Han Solo'ya yapıldığı gibi) Domon diğer MF dövüşçülerini bularak macerasına başlar ve Devil Gundam'a karşı çıkacağı dövüşe dek kendini geliştirmeye çalışır.
G Gundam UC tarihinin dışında gelişen ilk alternatif Gundam öyküsüdür ve tamamen 70'lerin Mecha stilinde , her ülkenin karakteristik özellikleri ile bütünleşmiş karakterlerlerin Gundam'larla mücadelesini işler ve 70'lerin tarzındaki "Giant Robo" ile ilgi toplayan Yasugiro Imagawa tarafından yönetilmiştir.Öykü derin olmasa da neşelidir ve bu yüzden olsa gerek Amerika'da oldukça yüksek bir hayran kitlesine ulaşmıştır.Ciddi Gundam serilerine meraklı olanlara hitap etmese bir alternatif olarak izlenebilir.
GUNDAM WING (1995)
Gundam Wing , Tomino'nun yeralmadığı ilk ciddi Gundam serisi sayılabilir.Gundam Wing aslen mükemmel başlanmış , altyapısı kusursuz sayılabilecek bir seriydi.Müzikleri , Mecha tasarımları , anti kahramanların şaşırtıcı şekilde özgün işlenmesi ve herşeyden önemlisi farklı kurgusu birçok Gundam hayranı için UC evreni kadar iyi bir evren tasarlığındıydı.Ama maalesef tüm harcanan emekler adeta birkaç kişinin çalışmayı sabote ettiği gibi bir izlenim bıraktıran şekilde averaj bir yapım çıkmıştır Gundam Wing (Bu sadece benim görüşüm değil , dünyada Gundam konusu hakkında ciddi ciddi ilgilenen insanların nerdeyse bu şekilde düşünmektedir)
Senaryo arka planı aslında az-çok özgün sayılabilir ama genel konu yine de neredeyse aynı sayılabilecek "iyi dünyalı" - "kötü kolonist" kavgasına dayanıyor : OZ adlı militarist bir fraksiyon , dünyaya savaş açmış , kendisine destek vermeyen tüm kolonileri zor kullanarak işgal etmiştir.OZ'a üstünlük sağlayan en önemli faktör şüphesiz MS'lerdir tabii... Derken OZ , çok daha gelişmiş bir tür MS üretmeleri için 5 büyük mühendisi çalışmaya zorlar ve ortaya efsanevi 5 Gundam ünitesi olan Sandrock , Shenlong , Deathscythe , HeavyArms ve Wing Gundam adlı farklı savaş tekniklerinde üstün üniteler ortaya çıkar.Bunların hepsi Gundaminium denen , neredeyse yokedilemez bir alaşımdan yapılmıştır ve diğer ünitelerden farklı olarak Wing Gundam'da ZERO System denen , savaşın sonucu hakkındaki her türlü hesaplamayı kusursuz yakın olarak yapan 3. nesil bir savaş bilgisayarı vardır ; yani Wing Gundam herşeyiyle kusursuz ve son bir silah olması için üretilmiştir.
Fakat proje sürerken aksiyoner bir adam OZ'un kontrolündeki yerlerde halka OZ'un gerçek yüzünü aşılamaya başlar ve bir suikasta kurban gider.Fakat olaylar artık kontrolden çıkmıştır : Önce 5 Gundam'ı üreten bilim adamları bu kirli savaşa alet olmak istemez ve hepsi farklı nedenlerle orada bulunan 5 yabancının Gundam'ları kaçırmasını sağlarlar.Artık bu 5 Gundam , kısa bir süre sonra dev MS filolarına ve iç güneş sistemine yayılmış filolara sahip OZ'a adeta parmaklarına takılıp kalmış bir kıymık olmaya başlar.Farklı zamanlarda farklı bölgelere vurkaç operasyonları yapan Gundam pilotları (Quatre Reberta Winner , Chang Wu-Fei , Duo Maxwell ve Trowa Barton) ve özellikle de Wing Gundam'ın heybetli Twin Buster Rifle silahıyla OZ'a uzun süre ölüm kusturan esrarengiz genç Heero'ya (...ki kendisi geçmişi hakkında birşey bilinmeyen , yoketmek ve gizlenmek için yaşayan tam bir Nicholai Hel kompozisyonu şeklinde tasarlanmış) karşı OZ fraksiyonu lideri Treize Kusherenada , OZ akademisinin en iyi 3 pilotunu Zechs Merquise , Lucresia Noin ve Lady Jayde Une'yi peşlerine takar ve böyle başlar Gundam Wing'in öyküsü After Colony 195 yılı boyuncaki maceraları...
Seri ilerledikçe 5 Gundam pilotu tamamen farklı karakterlere sahip diğerlerini tanımaya ve OZ'un yaklaşan "Operation Meteor" harekatını haber alıp bunu engellemek için mücadeleye girişiyorlar.Bu noktaya kadar benim açımdan Gundam Wing'in en özgün tarafı farklı anti kahraman tasarımlarıydı : Treize Kusherenada , Zechs Merquise , Lady Jayde Une ve Lucreasia Noin bir Mecha'da karşılaşılabilecek en özgün anti kahramanlardan... Özellikle Wing'e yaabancı olanlar için serinin başından sonuna dek vıdı vıdı bahsedilen ama asla tam gerçekleştirilemeyen Operation Meteor'dan bahsetmek gerekiyor : Bu harekat , dev bir koloniyi (Endless Waltz'a değin hangisi olduğu bilinmiyor) kontrollü olarak dünyaya düşürülmesi ve yapay bir nükleer kış oluşturulmasıyla uzayda OZ hakimiyeti altında yaşamayı reddeden herkesin ortadan kalkmasını planlıyor.Aslında tüm bunlar insan ırkının uzayda yaşama geçmesiyle beraber ileri yönde bir evrim geçirmesi amaçlanıyor.Fakat ana karakterler ve konunun seriye yayılmış işlenişine baktığımızda Gundam Wing serisi bu yönüyle çok iyi niyetle , çok özgün bir bakışla başlanmış ama olması gerektiği noktaya ulaşmamış bir seri izlenimi bıraktı.Yani yanlış anlamayın ; tüm o güzel müzikleri , şu ana dek yapılmış belki de en özgün Mecha tasarımları , farklı ve güzel tasarlanmış anti kahramanlar ; 5 pilotun devasa bir orduya kafa tuttukları , sonuç olarak bir Mecha serisini tek başına izlenir kılar mı diye soruyorsunuz kendinize... ama son kararı vermek yine de size kalıyor.Yine de her açıdan Gundam konseptine ticari anlamda en çok iş yaptıran serinin bu olduğunu bilmek ve saygı duymak gerekiyor.Ayrıca tüm zamanların en özgün tasarlanmış anti kahramanlarından olan Zechs Merquise yüzünden bu seri apayrı bir sebeple bile izlenebilir kanımca.
GUNDAM WING : ENDLESS WALTZ (1998)
Seri bittiğinde Japonya'daki hayranlar bölünmüştü ama Amerika'daki insanlar şaşırtıcı şekilde bu seriyi tutmuşlardı (Sanırım seride başarısız görünen birçok öğenin Amerikan kültüründen 'basitçe' bakıldığında çok çekici görünmesinin payı büyük) Hatta Amerika'da oluşan büyük Gundam Wing-sever fan kitlesi öyle bir duruma geldi ki o zamana kadarki Gundam serilerini Gundan Wing'in hayrına izlemeye başlamışlardı.Bu kitleyi boş bırakmayan Sunrise-Sotsu da TV serisinin tamamını özetleyen 3 bölümlük " Gundam Wing : Operation Meteor " OAV'ından hemen sonra final babından After Colony 195'i 196'ya bağlayacak 72 saatte yaşanan son bir savaşı anlatan 3 OAV'lık " Gundam Wing : Endless Waltz" 'ı hazırladı.AC 195'in sonunda OZ lideri Treize'nin ölmesi ve OZ'un en büyük silahı olan Zechs'in kayıplara karışması üzerine politikacılar koloniler sistemi ve dünya arasında tam bir güven ortamı oluşturmak için 5 Gundam'ı da yapay bir asteroid'le güneşe yollarlar.Fakat yarı yoldalarken Barton ailesinin son gerçek üyesi Dekim Barton , yapacağı saldırıyı meşru göstermek için hanedan kanı taşıyan Mariemaia Barton'u yanına almış ve merkez senatoyu uzayda kayıtlarda görünmeyen askeri bir kolonide ürettiği düzinelerce Serpent sınıfı MS ile kuşatır.Savaş yeniden başlar haliyle... 1998'deki Endless Waltz'ı 1995'deki TV serisiyle karşılaştırarak baktığımızda en büyük gelişmenin animasyon kalitesinde olduğunu görüyoruz.OZ fraksiyonu dağılınca kendilerini yönlendiren idealleri de yokolan Zechs ve Noin gibi eski karakterlerin Mariemaia Army'e karşı Gundam pilotlarına destek vermek için geri dönüşü gibi Twist & Turn'ler ve Gundam pilotlarının ilk kez nasıl pilot olduklarını gösteren Flashback sekansları barındırıyor.Ama yine de TV serisini izlememiş olanlara Endless Waltz'ı önermiyorum ; TV serisini izlememiş birisinin (her ne kadar o TV serisi ne kadar yavan olsa da ) yeni olayla bağıntıları anlaması zor olacaktır. (Bu arada son bir not : OAV versiyonu 3 bölüm olmasına karşın daha sonradan çıkan "Special Edition" versiyonu tek bir film halinde hazırlanmış.Arada pek fark göremedim)
GUNDAM WING - COMPLETE OPERATIONS (DVD versiyonu)
Değinmek istediğim bir diğer noktada serinin TV'lerde yayınlanmış ilk versiyonunun görüntü 80'lerdeki Gundam serilerinden bile geri olduğu halde DVD versiyonunun sanki başka bir seriymişçesine mükemmel görünmesi idi : Sanırım Sunrise seriyi DVD'ye restore ederken oldukça cömert davranmış , eğer seriyi DVD'den yeniden izleyecekseniz sanki bambaşka bir seri göreceğiniz izlenimine kapılacağınızı garanti edebilirim.Her ne kadar serinin DVD seti extra içerikler yönünden çok zayıf kalsa da restore edilmiş görüntü ve ses kalitesi DVD setini satın aldıracak kadar başarılı.Sonuç olarak her Gundam fan'ının elinde bulunması gereken setlerden diyebilirim.
-GUNDAM X : (1996)
Birçok Gundam serilerindeki takvimlerin aksine bir savaşın bitimini başlangıç tarihi olarak alıyor (After War , 0015) "Space Revolitionery Army" denen devrimci bir uzay ordusu , Earth Federation'la savaşa girişmiş , kullanılan silahlar ve karşılıklı kitle imha saldırıları nedeniyle 14 yıl sonra uzaydaki yerleşimler ve dünyanın büyük kısmı bu savaşın etkisiyle cehenneme dönmüştür.9 milyon kişinin öldüğü bir dizi koloni düşürme harekatına misilleme olarak Earth Federation savaşı bitimek için tek kelimeyle bir kitle imha makinesi olan GX 9900 Gundam X 'i üretir.Gundam X'in özelliği üniteden bağımsız bir noktadan ( Bu , Ay'da kurulu insansız bir üstür) bir enerji dalgası atması , Gundam X'in de bu dalgalar dizisi ne kadar uzaktan atılıyorsa atılsın sırtındaki yoğunlaştırıcılar sayesinde dalgaları alıp defalarca güçlendirerek hedefe yollamasıdır.Aydaki insansız bir üsten atılan ve "Satelite Cannon" olarak tanımlanan bu silah önüne ne çıkarsa yokeden yıkıcı bir enerji dalgası olup , aşağı yukarı birkaç nükleer silah kadar hasar vermekte ve kullananı durdurulamaz yapmaktadır.
Savaş sonrası olaylar tabiatıyla durulmaz , her güç kaynağı organizasyon diğerinin kuyusunu kazmaktadır hal böyleyken çatışmanın yine başlaması uzun sürmez.Yeni kurulan Federasyon da terörize olmuştur ve durdurulması gerekmektedir.İşte böyle bir ortamda Garrod Ran adlı bir genç , köyüne saldıran bir çeteye ait bir MS'yi zarar vermeksizin ele geçirir ve Federasyon ordusuna teslim eder.Federasyondaki bir görevli ise bu olayla dikkatini çeken Garrod'u alır ve bir isyancı grubunun esir aldığı Tifa Adil adlı "özel" bir kızı kurtarmakla görevlendirir.Garrod isyancıların gemisine sızıp Tifa'yı kaçırdığında ve Federasyon'a geri teslim etmeye götürdüğünde ise işlerin hiç bildiği gibi olmadığını anlar ve geri tepen anlaşmasından dolayı canını kurtarmak için bu kez kaçmak zorunda kalır ve tamamen tesadüfler sonucu kokpitinde savaşın kaderini değiştirebilecek yeteneklere sahip bir Newtype olan Tifa'nın de olduğu mobil kitle imha silahı ve 15 yıl önceki savaştan sağlam kalan tek GX 9900 olan Gundam X'e sığınıp kaçmak zorunda kalır.Tam da bu sırada kendisini haklamaya gelen Federation'a bağlı çalışan düzinelerce kelle avcısının o sırada Tifa'nın yolladığı tek bir "Satelite Cannon" atışı ile moleküllerine ayrıldığını ve hatta önündeki tüm yaptığı atış yönündeki tabii oluşumların bile sıcaklığın etkisiyle yer düzeyine dek indiğini görür.Olaylar ve tesadüfler onları Freedan adlı bir savaş gemisi ve ona bağlı pilotlarla ödül avcılığı yapan "Vultures" adlı bir grupla tekrar birleştirir ve bozulmuş dünyayı düzeltmek için ortak bir savaşa girerler.Fakat Tifa'yı ve GX'i ne pahasına olursa olsun ellerine geri geçirmek isteyen Federation , peşlerine galaksinin en belalı Bounty Hunter pilotları olan Shagia ve Olba Frost ile Federasyon ordusunun en sıkı pilotlarını takar ve ölümüne takip başlar.
Gundam X teması yönünden biraz Zeta'ya biraz da Gundam Wing'e benzemektedir.İlgi çekici bu harmana rağmen Virsago ve Ashtaron dışındaki tüm MS'ler bir şekilde diğer Gundam serilerindeki MS'lere benzerlikler taşımaktadır.Ayrıca her zevke hitap eden bir seri olduğunu söylemek zordur.Kısacası benim bu seriyle tek ilgilenme sebebim az çok Z Gundam evrenine benzemesi , bir uydu silahının bir Gundam'da kullanıldığını görmek ve serisinin az da olsa eğlenceli oluşu idi.Daha önceki işleri genelde önceki Gundam serilerinin storyboard'ları olan Shinji Takamatsu pek iyi iş çıkaramamış ve Gundam X şu ana kadarki en düşük rating düzeyi alan Gundam serisi olmuştur ( %3 ) Pek de fazla sevmedim , herkese de pek öneremiyorum.Yine de Gundam ve Mecha seviyorsanız göz atın diyebilirim.
-TURN A GUNDAM (2000)
İtiraf ediyorum , Turn A Gundam'ı izleyemedim.Şu an Türkiye'de tam olarak izlemiş olduğunu da sanmıyorum ya , neyse... Turn A , Gundam'ın 20. yılı kapsamında hazırlanmış ve süpriz şekilde Yoshiyuki Tomino tarafından hazırlanıp yönetilmiş bir seri... Sadece konu özeti vermek gerekirse , her seri gibi tipik Gundam konspetinde fakat G Gundam gibi hafif fantastik bir seri olduğu söylenebilir.Fakat diğer serilerin aksine olaylar Mecha teknolojisi dışındaki teknolojilerin tıfıl kaldığı , Escaflowne / Sakura Wars karışımı bir dünyada geçiyor olması ile diğer Gundam'lardan farklılaşmaktadır.Hikayeye gelince, Turn A'da konu, gene bir dünyalı-kolonist kavgasını işliyor. Taraflar bu kez ayda yaşayan "Moonrace" ile dünyadaki "Earth Militia". Ayda yaşayan esas oğlan Loran Cehack, gezegenin "saldırılmaya değer" bir yer olup olmadığını öğrenmek üzere iki arkadaşı ile beraber dünyaya yollanır. Ama işler ters gider ve dünyalı iki "çıplak melek" tarafından kurtarılınca, gezegende yaşayanların iyi insanlar olduğuna karar verir. Ancak malesef, geldiği yerdeki insanlar onun bu görüşünü paylaşmazlar.
Loran, Moonrace'in yaklaşmakta olan saldırırısını bir şekilde engellemek için bir yol bulmaya çalışırken dünyadaki Nocis şehrinde gençler bir seremoni düzenlemekte ve şehrin anıtı olan "White Doll"un önünde dua etmektedirler.Moonrace'in askeri gücü olan "Diana Counter Forces" Nocis şehrine saldırdığı zaman, beyaz anıt yıkılır ve içinden çalışır durumda bir MS çıkar. Loran'ın bindiği bu MS "Turn-A Gundam"dan başkası değildir.Rolan'ın Turn-A'in silahlarıyla şehre saldıranları geri püskürtmesi aynı zamanda da dünyada uzaygemisi yada MS bulunmadığını sanan Diana Counter Force için şok edici bir gelişme olur.Herneyse, neticede Loran bu yeni Gundam ile dünya kuvvetlerine katılarak bu savaşı bitirmeye... yada en azından zararı en aza indirmeye çalışır.
Gerek teknolojinin egzantrikliği gerekse karakterlerden organizasyonlara kadar birçok şeyin 'weird' yapısı Turn A Gundam'ı diğer Gundam serilerinden çok G Gundam'ın yanına bir yere konulmaya götürüyor ama çok da aşağı bir seri gibi görmek de yersiz olur.Her ne kadar Brain Powerd ve Overman King Gainer'i izlememiş olsam da Turn A Gundam'ı Sunrise-Sotsu'nun en "absürd" mecha tasarımı dalında aday gösterebilirim. (Dikkat edin , kötü demiyorum) Bunun dışında yorumlarımı seriyi tam olarak izleyip bitirdiğim güne saklıyorum.
-GUNDAM SEED (2002/2003)
Ve işte sonunda! Uzun yıllar boyu Gundam hayranları UC evreninin gölgesinden çıkacak güçte bir Gundam serisi arayıp durdular.Bu amaca en son Gundam Wing ile yaklaşıldıysa da hala havada kalan şeyler vardı.Bir süre sonra duyduk ki bu sıralar başka bir grup büyük ölçüde CGI'ya dayanacak yeni bir Gundam serisi yapmakla uğraşıyordu ve biz de Gundam SEED'i büyük bir şevkle beklemeye başladık ve ilk 10 bölümü çıkar çıkmaz aç canlı formları gibi saldırdık.Peki beklediğimizi bulabildik mi? Azzz sonra...
Gundam SEED'in bende bıraktığı ilk izlenim artık Sunrise'nin cidden Gundam konusunda 3. bir milat oluşturacak bir yapım peşinde olduğu ve Gundam SEED'in böyle ortaya çıktığıydı (İlk milat MS Gundam , 2. milatsa Z Gundam'dı bence) Gundam SEED ise atalarının arasından büyük ölçüde teknolojik cüssesi ve önceki Gundam serilerinini konu anlamında en sıkı yönlerini harmanlayarak bir araya getirmesiyle ayrılıyor diyebiliriz.
İnsanlar ve genetik Upgrade'den geçmiş yeni nesil insanlar (Coordinator'lar) kendi aralarında iç savaşlara düşer ve çatışmaya başlarlar.Coordinator'lar dünyadan sürülür ve kendilerine uzayda yeni bir yapay cennet inşa ederler : PLANT adlı bu sistem Coordinator'ların yegane yaşama yeri olur ama dünyadakiler buna göz yummaz ve Coordinator'ları ortadan kaldırmak için PLANT'daki Junius 7 koloni sisteminin orta yerine nükleer silahlarla saldırı operasyonu yaparlar.SEED termilonolojisine "Bloody Valentine" katliamı olarak geçen bu olaydan sonra PLANT yönetimi fanatik derecede sert güç kullanım yanlısı güçlerin eline geçer ve PLANT'ın özel askeri kanadı olan ZAFT (Zodiac Alliance Federation Treaty) kurulur.ZAFT yeni nesil MS'leriyle dünya yanlısı kolonilere saldırmakta , dünyayı ele geçirmek yada üzerindeki yaşamı yoketmekle sonuçlanacak GENESIS operasyonunu hazırlamaktadır.Derken dünya merkezli federasyon bir dizi yeni nesil MS üretir ve ZAFT'a karşı kullanmayı planlar.Fakat ZAFT bunu haber almıştır ve Prototip Strike Gundam dışında tüm MS'leri ele geçirir.Tesadüfen orada bulunan ve ZAFT saldırısından kaçarken yanlışlıkla Strike Gundam kokpitine sığınan Kira Yamato (Amuro Ray'ın SEED versiyonu) tamamen şansının eseri olarak bir kılıç ve omuz topundan başka hiçbir silah olmadan bir dizi MS'yi dağıtır ve federasyon güçlerinin bir gemisine Strike'yi ulaştırır.Fakat hayatını sonsuza dek değiştirecek 2 gerçeği öğrenir : 1- Kendisi de bir Coordinator'dur 2- Çocukluğundan beri görmediği kankası Athun Zala da "Bloody Valnetine" katliamında nerdeyse tüm ailesini kaybetmiş ve fanatik bir PLANT yöneticisi olan babasının da tesirinde kalarak ZAFT'a katılmıştır.Kira için zorlu ve uzun bir savaş böylece başlar.Bu savaşta Kira önce kendi hakkındaki şaşırtıcı gerçeklere ulaşacak , ORB adlı tarafsız bir grup ile karşılaşacak ve nihayet baştan sona dek korumak için savaştığı Federasyon'un aslında tamamen melek insanlarla dolu olmadığını ve yanlış bir savaş verdiğini anlayacaktır.Tam ipucu vermek istemesem de seri gerçek anlamda #3. session ile efsane oluyor diyebilirim.Sizi tek kelime ile afallatacak klonlama ve genetik manipülasyon konsepti , ZAFT askeri lideri Raww Le Kleuze ve federasyon'un en usta pilotu Mwuu La Fraga'nın çatışan kaderleri ve her biri ayrı ayrı derinlikle işlenen ve körü körüne kötü karakterler olmaktan çıkan , ZAFT timi (Dearka - Yzak - Nicole - Athrun) işlenişi gibi... Gundam SEED karakter tasarımı yönünden çok başarılı bir seri ve işleniş bundan geri kalmıyor.
İlk bölümden son bölüme dek son derece yoğun bir CGI bombardımanına tutuluyorsunuz.Ama korkmayın : Vandread tarzı , CGU olsun da çöpten olsun değil de Macross Zero ve Blue Submarine No.6 gibi yapımlarla aşık atacak denli hayvani derecede ayrıntıya girilmiş CGI sekansları sıkça var.Ayrıca öykünün iki tarafa da sıkça geçişler yapılarak anlatılması , iki tarafında amaçları , kaybettikleri , sevapları - günahlarının vurgulanması Gundam SEED'i basit bir iyi adam kötü adam çatışmasından çok daha öteye öteye taşıyor.İlk ciddi yönetmenlik denemesini yapan Mitsuo Fukuda çok sıkı bir iş çıkarmış gibi görünüyor.
Gundam serisinin en iyi yönü daima hayvani dercede detaylı ve özgün Mecha tasarımları olmuştur.Daha önce zayıf teknolojinin de etkisiyle fazla etkisine giremediğimiz kimi mecha'ların SEED'de en ufak animasyonuyla bile sizi etkilediğini göreceksiniz.Tüm Mecha animasyonları doğrudan doğruya Motion Capture ile kaydedilmiş , gerçekçi özelliklerden çok aksiyona önem verseniz bile sizi tiryakisi yapabilecek bir dizi tasarım var.Özellikle zırh kaplamasını iyonize ederek enerjisi tükenmediği (yada saldırmadığı sürece) kendini Predator filmlerindekine benzer bir "Cloaking Device" etkisi ile gizleyen sabotaj amaçlı ünite Blitz Gundam ve Sazabi'nin Zeta Gundam'ın tasarımlarındaki en iyi özelliklerini almış gibi görünen bir MS olan Aegis Gundam tek başına seriyi sırtlayacak kadar başarılı tasarımlar... Zaten Gundam SEED o zamana dek yapılan en pahalı Gundam serisi ( Bölüm başına yaklaşık maliyet 25 milyon yen ) Özellikle kalite # 3. session'da öyle bir boyuta ulaşıyor ki ilk #1. ve #2. sessionları inatla beğenmeseniz bile #3. session'un sizi her anlamda pes ettireceğini söyleyebilirim.
Gundam SEED daha manga-storyboard aşamasında iken Mitsuo Fukuda ana karakterin nasl olması gerektiği konusunda kararsızmış ve birgün Battle Royale'i izlediğinde ana fikir sabitlenmiş : Kira Yamato tıpkı BR'deki Nanahara gibi baştan sona sürekli üst üste gelen olaylar sonucu eziliyor , olayların akışı karşısında birşeyler yapmak ve bunun sorumluluğunu katlanmak durumunda kalıyor.Haliyle ilk bölümde tam bir Amuro Ray taklidi gibi gözüken Amuro giderek kendi kararlarını alırken daha fazla düşünen ve aslında savaşarak yaşamaktan uzak kalmaya çalışan biri haline geliyor.Ama olayların akışı onu serinin sonuna dek onu farklı yönlerde sürüklüyor.Aynı şekilde karşı taraftaki Athrun Zala'yı ana karakter gibi alarak seriyi izleme şansınız bile var , seri bu denli geniş açılı bir bakış veriyor size.Özellikle Athrun'a yapılan karakter analizleri , onun düştüğü hatalar , "birşeyler yapmış olmak" için çırpınırken karşı taraftan birçok insana acı çektirdiğini anlamasına rağmen babasının ideallerine son ana dek karşı koyamaması , bir zamanlar kurduğu düşler ve yaşadıkça olmak istediğinden uzaklaştığını acı şekilde farkettiği hayalleri gibi. (Hatta o ölçüde ki son bölümlere dek Raww'ı kötü bir karakter olarak görmeyebiliyorsunuz) Gundam SEED başlarda olmasa sonu itibariyle tam olması gerektiği gibi bir seri haline geliyor.Serinin sonlarına doğru gelen "Blue Cosmos" olayı ise serideki o ana dek tüm izlenimlerinizi 100'le çarpıyor ve bu kadar olur dedirtiyor.
SEED'de eleştirilebilecek yegane yön Mecha tasarımlarının büyük çoğunluğunun daha önceki serilerde yeralanlarının remake'si olması... Örneğin Aile Strike Gundam "RX 78" 'den ( MS Gundam ) , Aegis Gundam "Zeta Gundam" 'dan (Z / ZZ Gundam) , Forbidden Gundam "Deathscythe Hell Custom" 'dan (GW) , Freedom Gundam "Full Armor ZZ Gundam" (ZZ Gundam) , Justice Gundam "Gundam Epyon" 'dan (GW) ve "Wing Gundam Zero" 'dan (GW) 'den alıntı.GINN'lerin Zaku özentisi oldukları çok bariz , METEOR ünitelerinin "Denbrobium Unit" (Gundam 0083) esintisi hemen farkediliyor.Haliyle Providence , Blitz ve Buster Gundam gibi örnekler serinin yegane orjinal tasarımlarından birkaçı olarak kalıyorlar.Öte yandan şimdilik pek ipucu vermek istemesem de (SPOILER olabilir) seri çok fazla önceki serilerden konu , karakter şablonu ve işleniş alıntısı taşıyor.Ama bunlar ilk kez Gundam'a giriş yapacak birisi için en iyi Gundam serisi olarak değerlendirilmesine engel değil.Evet , Gundam SEED müziklerinden aksiyon sekanslarına , giderek artan konu kalitesi ve şaşırtmacaları ile Gundam serilerinin gelecekte ulaşacağı nokta konusunda çok iyi bir örnek.Zaten şu ana dek en çok ticari getiri getiren Gundam serisi olması ve yılının en yüksek DVD set satış rekoru kıran yapımı olması da bunu kanıtlar nitelikte.Kısacası Gundam SEED , Gundam cehverini yeni yeni keşfeden herkesin arşivinde mutlaka olması gereken bir çalışma.
SON SÖZ : Mecha sevin yada sevmeyin kesinlikle kaçırılmamalı ve mutlaka tekrar izlenilmeli. |
|
|