| Rendan
| | Kayıt: 25 Mar 2006 | | Mesajlar: 128 | |
|
Tarih: 25.03.2006, 16:43 Mesaj konusu: Kimagure Orange Road |
|
|
| KyoKusanagi demiş ki: |
(KIMAGURE) ORANGE ROAD
Teknik Olarak
Kimagure (Capricious – Kaprisli) Orange Road’un özü, Matsumoto Izumi’nin 1984 – 1988 arasında yayınlanmış manga serisidir. 1987’de yayınlanmaya başlayan TV serileri bu mangalar baz alınarak yapılmıştır. Seri 48 bölümden oluşur. Ana karakter Kasuga Kyousuke 15 yaşındayken başlar ve alt liseyi (Junior High School) bitirene kadar devam eder. Seriyi üst lise (Senior High School) zamanlarında geçen 8 oav izler. Bunlardan sonra koleje girmeden önceki
zamanlarda geçen ve her anlamda bir “kopuş”un yaşandığı
mükemmel film “I Want To Return To That Day” gelir. Bu
filmden birkaç yıl sonrasını konu alan, biraz melankolik bir havada
geçen ve yine çok iyi bir film olan Shin KOR (New KOR) ile de seri
sonlanır (mangalar hakkında bir şey söyleyemeyeceğim). 48 bölümlük asıl
seri, zamanında Türkiye’de de yayınlanmıştır (Portakal Yolu).
Ne Anlatır?
Kasuga ailesi, dizinin geçtiği kasabaya yeni taşınmıştır. Kyousuke ve
kardeşlerinin paranormal güçler vardır ve çok sık yer değiştirmelerinin
sebebi de ikizlerden Kurumi’nin kendini tutamayıp bu güçleri
herkesin önünde kullanmasıdır.
Hikâyemiz, Kyousuke ile Ayukawa’nın ilk karşılaştıkları, yıllar
sonra hatırladığında da insanı gülümsetecek kadar hoş bir sahne ile
başlar. Kyousuke daha ilk görüşte Ayukawa’dan etkilenmiştir ve
onu düşünmektedir. Ancak Ayukawa, diğer insanlar etraftayken çok
serttir ve Kyousuke’ye hiç ilgi göstermemektedir. Çift kişilikli
gibi davranmaktadır. Kyousuke de onun garip tavırlarının altında yatan
nedenleri elbette bilmek istiyordur.
Daha sonra 3 kardeşin yeni okullarındaki ilk günlerinde Hikaru ile
karşılaşırız. Aksiyonsu bir girişten sonra Kyousuke ile ilk defa
konuşmasında onu tersler. Sonra bir gün Kyousuke kimsenin izlemediğini
sandığı bir anda paranormal güçlerini kullanarak bir hareket yapar. O
sırada onu izlemekte olan Hikaru da o hareketi çok yetenekli olduğu
için yaptığını sanıp Kyousuke’nin çok “cool” olduğunu
düşünür ve saf kızımız Kyousuke’ye âşık oluverir. Bundan sonra da
hiç Kyousuke’nin fikrini sormadan onun sevgilisi oluverir. Ve
tesadüfe bakın ki Hikaru, Ayukawa’nın en iyi arkadaşıdır.
Orange Road, çok değişik karakterlerin çok değişik ve hoş hikâyelerinin
de anlatıldığı bir seri olsa da, büyük oranda, bu üçlü arasındaki
ilişki üzerine kurulu bir dramadır. Hikaru, Kyousuke’yi çok
sevmektedir. Ayukawa da Kyousuke’ye kelimelere dökülmesi zor bazı
duygular beslemektedir. Ama çocukluktan beri hep beraber olduğu
arkadaşının kalbinin kırılmasını da kesinlikle istememektedir. Kyousuke
açısından her şey özellikle çok zor zaten. Kendi hesabına
Ayukawa’yı sevmektedir ama Hikaru ile ilişkisini bitirmek
istediğini de hiç sanmıyorum. Bunun sebebi sadece Hikaru’nun
kalbini kırmamak da değildir sanırım…
Nasıl İzlemeli?
Daha sonra deyineceğim gibi Orange Road sürükleyicilik hedefi olmayan
bir anime. O yüzden zaten bir günde çok fazla bölüm izlemekten
sıkılabilirsiniz. Bunun dışında Orange Road, her bölümü ayrı ayrı
değerli olan bir anime olması yüzünden de bence biraz ağırdan
almalısınız. Benim tavsiyem bir kerede bir, ya da en fazla iki bölüm
izlemeniz. Yine de kısa süre içinde izleyip bitirmek istiyorsanız sabah
1-2 bölüm, akşam 1-2 bölüm de uygun olabilir. Buna özellikle
deyiniyorum çünkü eğer aceleye getirirseniz asıl tadına varamazsınız.
Karakterler
Kasuga Kyousuke:
Ana karakterimiz. Paranormal güçlerinin olması dışında ilk bakışta, bir
ana karakter için normal biri gibi gözükebilir. Ama gerçekten olayları
onun gözünden görmek çok eğlenceli. Hem o kadar normal olsaydı kızlar
(???) peşinden bu kadar koşmazdı değil mi? Biraz saf, biraz tutucu,
biraz sapık ve özellikle vurgu yapılması gereken bir özelliği de
oldukça “kararsız”. Ve bela da hiç başından eksik olmuyor.
Ayukawa Madoka:
Yaratılmış en iyi bayan anime karakteri olduğunu söyleyebilirim.
Gerçekten çok yetenekli. Birçok enstrumanı harika çalıyor, birçok
sporda çok başarılı, çok güzel şarkı söylüyor, dövüş konusunda çok
iyi… Ayrıca çok anlayışlı. Ama yine de bir insan… Kyousuke
ile aralarında tarifi zor bazı şeylerin olduğu kesin.
Bu arada Ayukawa’nın lakabı “the pick (pena)”. Bu
lakabı pena kullanarak dövüştüğü için almış. Dövüşürken de normal
hayatta da oldukça sert görünüyor. Ama gerçekten göründüğü kadar sert
mi…?
Hiyama Hikaru:
Ayukawa’nın en iyi arkadaşı ve Kyousuke’nin sevgilisi (!).
Son derece neşeli, içi dışı bir, hayat dolu bir kız. Sevgilisini mutlu
etmek için her şeyi yapmaya hazır. Oldukça saf görünüyor ama sizi
uyarayım: Hikaru asla göründüğü kadar aptal değil ve her ne kadar
çocukça başlamış olsa da Kyousuke’ye olan sevgisi de küçümsenecek bir sevgi değil.
Hino Yuusaku:
Ben bu çocuğa çok üzülüyorum ya. Diğer üçüyle birlikte takılıyor ve
Hikaru’ya âşık. Trajedisini tahmin etmişsinizdir. İşler bu çocuk
için hiç mi iyi gitmez ya. Matsumoto usta çok acımasız olabiliyormuş
demek ki.
Kasuga Kurumi ve Manami:
Kyousuke’nin ikiz kız kardeşleri. Kurumi oldukça boşvermiş ve
yaptıklarını düşünmeden yapan kardeş. Kyousuke Kurumi’yi bol bol
tersler. Manami ise anneleri öldüğü için ev işleri gibi şeylerle
ilgilenen, biraz daha sakin, komşu kızı modunda bir kızcağız. Bu kızlar
Orange Road’un en sevilen karakterlerinden. Hatta
Manami’nin uluslar arası bir fan kulübü bile var.
Komatsu Seiji ve Hatta Kazuya:
Kyousuke’nin “sapık” arkadaşları. Bu adamların hayatı
sapıklık üzerine kurulmuş. Nerde kız görseler sulanıyorlar. Özellikle
Kurumi ve Manami’ye özel ilgileri var ki Kyousuke bu durumdan hiç
de hoşnut değil. Hatta Kyousuke’nin sevgililerine (!) bile... Ne
terbiyesizlik…
Kasuga Takashi:
Bizim üç kardeşin babası, profesyonel fotoğrafçı. Gençler paranormal
güçlerini annelerinden aldıkları için bu amcanın özel güçleri yok.
Haliyle çocuklarıyla, özellikle de Kurumi ile, başa çıkmakta oldukça
zorlanıyor.
Jingoro:
Kedi.
Ojiichan ve Obaachan:
Büyükbaba ve büyükanne (anne tarafından). Özel güçlerini gizlemeye
alışık olmadıklarından biraz boşvermişçe kullanıyorlar ve haliyle
Kyousuke’nin başına bela oluyorlar. Bu arada büyükbaba
(ojiichan), hikâye için göründüğünden çok daha büyük bir öneme sahip.
Sadece son iki bölüme kadar bekleyin.
Kasuga Kazuya:
Kral!! Kyousueke’nin kuzeni daha 5 yaşında olmasına rağmen
telepatik güçleri sayesinde her zaman ortama hâkim. Kazuya aslında
güçlerini Kyousuke’ye yardım için kullanmak istiyor ama tabii ki
bu, Kyousuke’nin başına daha fazla bela açıyor.
Master:
Abcb’nun (seride önemli yere sahip bir cafe) sahibi. İsmini
bilmiyoruz, bizim gençler ona master diye hitap ediyor. İyi bir
adamcağız. Bizimkilere yardımcı oluyor sorunlarını çözmede.
Yukari:
Ayukawa’nın üyesi olduğu rock grubunun vokali. Kyousuke ile
aralarında çok etkileyici olaylar geçiyor (o da mı??).
Ushiko ve Umao:
Bu ikisi çok acayip ya. Ne kimse ile alakaları var ne kimse bunlarla
ilgileniyor. Arada sırada görünüp hep aynı repliği söylüyorlar:
“Ushiko-san, wherefore art thou Ushiko-san”
“Umao-san, wherefore art thou Umao-san”
(Shakespeare’in Romeo ve Juliet’inden. “Romeo, Romeo,
neredesin Romeo”). (Bu arada Ushiko: Cow-woman, Umao: Horse-man)
Kasuga Akane:
Kazuya’nın ablası. Seride yok, oavlarda 1-2 bölümde var. Başkası
gibi görünme gücüne sahip. Tabii ki bunun kimin başına dert açtığını
tahmin edersiniz. Ayrıca değişik cinsel tercihleri var (?!?).
İsimler
Kyousuke, Ayukawa ve Hikaru isimlerinin Japoncada bazı anlamları var:
Ayu, tatlı suda yaşayan, küçük, gümüşi bir balık. Kawa ise nehir demek.
İkisinin birleşimi bu balığın yaşadığı nehir anlamına geliyor. Bu
balıklar güneşi yansıttığı zaman oldukça parlak, yansıtmadığı zaman ise
siyah gibidir. Bu balıklar ışığı yansıttığı zaman nehir parıldar, diğer
zamanlarda ise karanlıktır.
Kasuga’nın anlamı da “ilkbahar güneşi”. İlkbahar
güneşi, Ayukawa’daki aydınlığı ortaya çıkaracak şeydir.
Hikaru ise, “ışık”, “parlamak” gibi bir anlama
geliyor. Hikaru’nun canlı ve neşe saçan kişiliğine açık bir
gönderme.
I Want To Return To That Day:
Daha önce de dediğim gibi kronolojik olarak seriden ve oavlardan sonra
gelen film I Want To Return To That Day. Özellikle değinilmeyi hak eden
mükemmel bir yapım. Burada ne spoiler vermeye ne de seriyi aceleye
getirmenizi sağlamaya niyetli değilim ama bu film hakkındaki
duygularımı az da olsa paylaşmayı sorumluluk gibi hissettim.
Şöyle anlatmaya çalışayım; Kyousuke elinde telefonla otururken,
karşısındakiyle saniyelerce hiçbir şey söylemeden öylece durması; o
bankta otururken yanındakine söyleyeceklerini bir türlü söyleyememesi
ve yumruğunu sıkması; Hikaru’nun telefon kulübesinde yaptığı
konuşmadan sonra kartını alamaması… Zaten serinin genel olarak bu
filmle bağlanan senaryosunun getirdiği muhteşemlik, bunlar gibi ufak
tefek şeylerle süslenince gerçekten her sahnenin her saniyesinin benim
için unutulmaz olmasını sağlıyor. Zaten insana Orange Road, Rurouni
Kenshin, Final Fantasy, Metal Gear Solid, Suç ve Ceza gibi eserleri
sevdiren de bu insanlığına hitap etme özelliği değil mi?
Farewell
Bütün yazı boyunca Orange Road’u, asla hak ettiği kadar olamasa
da, övmeye ve ona ilgi duymanızı sağlamaya çalıştım. Ama yine de ben
Orange Road’u herkese tavsiye etmiyorum.
Orange Road, “sürükleyicilik” kaygısı gütmeyen bir seri.
Orange Road’un güzelliği o anki resmi görebilmenizde. Günümüzdeki
anime olsun, film olsun, oyun olsun, kitap olsun, yapılan eserlerin
tamamına yakını sürükleyici olma çabasında. Bunlar sayesinde de bizim
nesil sürükleyici olmayan şeylerden sıkılan kişiler olarak yetişti.
Burada tabii ki dediğim tipteki eserleri veya dediğim tipteki kişileri
küçümsemiyorum. Bu, insan doğasında olan bir şey.
Eğer “sürükleyici olanlar dışındaki eserlerden keyif
alamam” olayından sıyrılırsanız Orange Road, hayatınıza giren en
güzel ve en önemli şeylerden biri olacaktır. Tadını çıkartın.
Fazladan Kaynak, Kaynakça:
http://the.sunnyspot.org/manga/kor/index.html
http://www2.netdoor.com/~cacklz/kor.html
http://www.paffio.it/Orange_Road/Orange_Road.html
Not : Bu yazı "Psychomoto" tarafından yazılmıştır.[/img] |
|
|